İYİLİĞİNİZ İÇİN

ÇATAL-BIÇAĞIN DİLİNİ ÖĞRENSEK Mİ?

Ağustos 28th, 2014 | by İrem Sarikayalar
ÇATAL-BIÇAĞIN DİLİNİ ÖĞRENSEK Mİ?
İrem Sarıkayalar
2

Geçen akşam şu yeni nesil kebapçılardan birindeydik. Birbirini uzun zamandır görmeyen, kalabalık bir arkadaş grubuyla bir aradaydık. Bir yandan sohbet etmeye, diğer yandan da keyifle yemek yemeye çalıştık (!). ‘Çalıştık’ fiilini kullanışım, her ikisi için de gerçekten çaba harcamak zorunda kalmamdan kaynaklanıyor. Çünkü çatal bıçak gürültüsünden sohbetimiz; etrafta gerçek anlamda koşturan ve her fırsatta servisimizi tazeleyen garsonlardan yemeğimiz yarım kaldı.

garson

Garsonlar bilir mi gerçekten?

Ben sakin yemek sofralarını severim. Sakin ve muhabbetli sofraları daha da çok severim. Bunu biraz olsun sağlamak için o ana kadar masamızın etrafında depar atan garsonlarla, bildiğim çatal bıçak protokollerini uygulayarak ilişki kurmaya çalıştım. ‘Orada çalışıyorsa bilir’ diye düşünerek, çatal-bıçağımın dili döndüğünce ‘devam ediyorum arkadaşım! Lütfen, beni ve bayandan az kullanılmış tabağımı rahat bırak!?’ demeye çalıştım. 

Başarılı olup olmadığım tartışılır, ama çatal ve bıçak, gerçekten de sofrada kendilerine has dilleri olan iki arkadaş. Tabağın içinde yaptıkları hareketler birçok farklı anlam taşıyor. Bir salon dansı ya da halk oyunlarındaki figürler gibi nerede, ne şekilde durdukları çok şey ifade ediyor.

Aşağıdaki resimlerde ülkemizde en çok kullanılan, en kabul görmüş hallerini bulabilirsiniz. Ülkemiz diyorum çünkü bu işin uygulaması ülkeden ülkeye çok değişebiliyor. Örneğin Yunanistan’da çatal bıçağı tabağa çapraz biçimde bırakmak daha fazla yenmeyeceğini belirtiyor. Almanya, Çek Cumhuriyeti ve bizde çatal bıçak tabağa çapraz bırakılırsa, yemeğin bitmediği, sadece ara verildiği, hâlâ yemeye devam edildiğini ifade ediyor. 

Ülkelere göre çatal ve bıçak

Öte yandan, sadece çatal bıçağın birlikte konumları değil, tek tek hangi yöne baktıklarının da anlamı var. Örneğin Danimarka’da çatalınızın uçları tabakta aşağı doğruysa, bu sizin o yemekten daha fazla istediğinizin işareti sayılıyor. Buna karşılık çatal uçları yukarı bakıyorsa, kesin olarak daha fazla yiyemeyeceğinizi gösteriyorsunuz. İspanya’da ise çatal ve bıçağın tabakta aralarındaki mesafe fazlaysa, daha fazla yemek alabileceğinizi göstermiş oluyorsunuz. 

Demem o dur ki; yemek yemek tam anlamıyla bir kültür. Sunumu, sohbeti, keyfi ve o sofranın etrafında toplanan öğelerin her biriyle tam anlamıyla bir kültür. Bu kültürü yaşarken protokolleri bilmek ve yerinde kullanmak önemli. En azından kalabalık bir kebapçıda bile faydası olabiliyor. Kuralları bilin bilmeyin, çatalı-bıçağı nerede tutarsanız tutun, gerekiyorsa elle yiyin; masanızdan sevdiklerinizi ve güzel muhabbetleri eksik etmeyin.

 

yemek
 

 

 

İrem Sarikayalar
Marmara ÇEKO mezunu. 13 yıldır danışmanlık sektöründe… Yemek ve mutfak kültürü konularında araştırmalar yapıyor, dostlarını bu lezzetlerle buluşturuyor. En pratik reçeteleriyle karşımızda…

2 Comments

  1. BERİL SARIKAYALAR says:

    SON DERECE FAYDALI BİLGİLERİNE TEŞEKKÜRLER BU RESİMLERİ RESTORANLARDAKİ MENÜLERE KOYMAK LAZIM.

    • Oya Ertay says:

      Sanırım müşterilerden önce garsonlara öğretmek lazım çatal-bıçak dilini. Bildiklerini hiç sanmıyorum. Ben de sadece 3’ünü biliyordum bu karelerin. Çok iyi oldu bu konu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[blogger 1 items 2]