İYİLİĞİNİZ İÇİN
ERKEKLERİ ANLAMA REHBERİ-1

ERKEKLERİ ANLAMA REHBERİ-1

Ekim 15th, 2014
Bilim

İnsanı anlamak o kadar mı zor? Kimilerine göre öyle! Hele kadınları… Bunu söyleyen kadınlar bile var yahu!

 

İnsan denilen canlı yüz milyonlarca yıl öncesinde ayağa kalktığından beri ufku tarıyor, daha iyisini bulabilir miyim diye…

 

Biraz tatmin edilmesi zor bir canlı türü. Çünkü bilinç diye adlandırılan bir mekanizması var. Öğrenme becerisi geç gelişse de bir düşüncesinin üzerine kuş kondurma şansı oldukça ama oldukça yüksek! Bilinç, bedeni ve duyguları koordine etme becerisine sahip. Olayları kavrayıp, yorumluyor, stratejiler geliştiriyor, yöntem farklılaştırabiliyor. Çaktırmadan bilinçaltına mesajlar vererek onun gerekli kodları almasını sağlıyor: Ben aslan gördüğümde kaç! Ortamda beklenmedik bir kıpırtı olduğunda sessizce bekle, yönünü bul, kaç veya savaş!

 

İnsanı diğer memelilerden ayıran bilinç, tembelleşme iş kolaylaştırma konusunda çok ama çok güçlü. Tembel olduğu için yaratıcı. Bedenini yormamak için silah üretiyor. Diliyle bir mızrağın bile ulaşamayacağı derinliklerdeki yerlerde yara açabiliyor. Küçücük bir mimikle karşısındaki çılgına çevirebiliyor…

 

İki cinsi var insanın temel olarak: Dişi ve Erkek. Bilinçli veya bilinç dışı öğelerle değişik cinsel eğilimlerden bahsetmiyorum, tür içindeki iki temel cinsten bahsediyorum. Bir araya geldiklerinde üreyebilen iki cinsten. 

 

Şimdi bu iki cinsimize birer isim verelim: Hongo(hanım), Mongo(erkek). Hongo ve Mongo mağarada ateşin başında önemli bir konuda tartışıyorlar. Hongo durumu acite ediyor, ağlıyor, sızlıyor, çocukları gösteriyor, kendisinin daha güçlü ve dayanıklı olduğunu doğurduğu çocuklarla ve çektiği sancılarla ölçerek çemkiriyor. Mongo hiç oralı değil.

AH ESKİ GÜNLER AH

 

Konu ne mi? Tam mağara kapısının ağzında duran mızrak. Hongo da artık avlanmak istiyor. Sırf erken davranıp mızrağı kaptı diye hep o ava gidiyor. Üstelik avdan döndükten sonra bu av etlerini parçalamak, ayıklamak ve komşu payı yapmak da yine Hongo’nun görevi.

 

Mongoysa ateş etrafında etini arkadaşlarıyla yerken çenesi çok düşük. Eve gelince sus pus. Mongo bu dırdırcı kadından kurtulmak için yerinden fırlayıp “ben ava gidiyom ya” deyip kaçıyor evden. O gün bugündür yok ortalıkta. Ev dışında sosyalleşiyor, evde sohbetten eser yok. Çocuklarla da pek ilgilendiği söylenemez.

 

Hongo’nun kafası atınca ev çevresini düzenlemeye başlıyor. Bir şeyler ekiyor. Bazı hayvanları evcilleştiriyor. Gelen etten sucuk, salam, pastırma yapmayı, sebze yemekleriyle etlileri karıştırmayı öğreniyor. Gözü dışarıdaki mongo şaşkın! Bu sefer arkadaşlarını eşleriyle davet etmeye başlıyor eve. Hongo hanımların idolü, Mongoysa en şanslı erkek unvanını kazanıyor.  

 

Lakin bir süre sonra misafirler sıkıntı vermeye başlayınca dırdırcı Hongo yine ortaya çıkıyor. Mongonun kafasına bir şey dank ediyor. Hongoya ev yemekleri yapan bir yeni küçük, şirin mağara açmak. Mongo artık ava da gitmiyor. Gelen hediyelerin değerine göre yemek veriyor insanlara. Mongonun mal varlığı artınca Hongo’ya destek olacak genç alımlı bir el daha bulma arayışına çıkıyor. Bu güzel kızın adıysa Kuma.

 

 Ne demiştik: Bilinç, bedeni ve duyguları koordine etme becerisine sahip. Olayları kavrayıp, yorumluyor, stratejiler geliştiriyor, yöntem farklılaştırabiliyor. İşte insan! Önce olaya oradan başlamak gerekiyordu. Ben de oradan başladım.

 

Anlaması o kadar da zor bir yaratık değil. İnsan tembel. İnsanın erkeği daha da tembel. Kadın neden mi eziliyor, aile içinde çatışmalar neden mi çıkıyor, ilişkileri neden mi çıkmaza giriyor, kaynana gelinine neden mi karışıyor? Çünkü Mongo tembel.

 

Mongoyu değiştirmek için tek çare onu tembellikten kurtarmak. Onu da daha sonra yazayım yahu!

Bu yazıyı biraz bilerek sulandırdığımı itiraf ediyorum. Sonrakilerde daha bilimsel davranacağım söz! 

 

 

 

 

 

Ufuk Koç
Kurşun İşlemez Satışçı ve kalabalık bir yazar kadrosuyla kaleme alınan İtirazım Var kitaplarının kalem efendisi. Eğitimci, danışman ve yönetici koçu. Eyefitturkey göz egzersizleri programının tasarımcısı ve yöneticisi. Soytarı avcısı olarak ek iş yapıyor. Yazıyor, bağırıp çağırıyor, hayata dair ufak tüyolar veriyor; Duyabilene…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[blogger 1 items 2]