İYİLİĞİNİZ İÇİN

KENDİNİ BİL… SADECE 3 YILDA NASIL FANATİK ÜRETİLEBİLİR?

Eylül 18th, 2017 | by Ufuk Koç

Karşınızda birisi kaşındığında siz de kaşınmaya başlıyorsanız, birileri esnediğinde esneme ihtiyacınız doğuyorsa, acıklı bir sahnede gözleriniz nemleniyorsa bu yazı sizin için yazıldı.

Tüm felsefe akımlarının üzerinde anlaşıp, el sıkıştığı en önemli öğretidir herhalde ‘kendinin farkında olmak’. Nereden geldiğimiz, nereye gittiğimiz, varlık amacımız, ahlakın, erdemin, çağdaşlığın niçin gerekli olduğu tartışılırken sosyal bir canlı olan insanın bunları bilmesi arzu edilir.

Yunus Emre’nin ”ilim kendin bilmektir’ sözü bir bir bilgi ve dehlize işaret eder. Çünkü insan dediğin hayvansal güdüleri ve zekası arasında sık sık kaybolur. Öldürmek, yenmek, çatışmak, güç mücadelesine girmek gibi ilkel beyin-sosyal beyin arasındaki çatışmalar insanı olmadık dehlizlerin içine taşır.

üüüffffff

Hepimiz öldürmenin, acı çektirmenin, korkmanın ahlaki bir şey olmadığını biliriz ama yine de yaparız. Zihnimizin mantık süzgecine göre bir şeyin aslında dışında sadece izleyici olsak da duygusal süzgeçler bizi o sevmediğimiz olayın içine doğru iter. Bir futbol maçında futbolcunun bacağına doğru yapılan hamle sanki o acıyı biz yaşıyormuşuz gibi yüzümüzü buruşturur. Gerçekte bir acı yoktur ama o acının tepkisini oluşturan ayna nöronlarımız vardır.

Normal sosyal zekaya sahip bir insan olarak insanları ve onların duygularını kolayca okuyabilir, onlardan etkilenebilirsiniz. Sokakta insanlara yol verir, komşunuzla selamlaşır, birileri gülmeye başladığında güler, bir cenazede diğerleriyle birlikte somurtursunuz. Tam tersi bir durumda, yani düğünde somurtup, cenazede gülme ayarını tutturamayanlara ise ‘çatlak’ deriz genelde.

Başakşehir-Trabzonspor arasında oynanan maçta Başakşehir taraftarlarının küçücük Trabzonlu çocukların formalarını çıkarttırmaları toplumsal olarak sosyal zekada bir sorunumuz olduğunun açık bir yansıması gibi. Olay, toplamda 22 futbolcunun kendi aralarındaki teknik, taktik, fizik ve beceri gibi ölçütlerde verdikleri seyirlik bir mücadele olsa da olayı seyirlikten çıkartan Başakşehir taraftarları küçük çocuklara bile tepki gösterebiliyor.

İyi ama nasıl oluyor da daha sadece birkaç yıldır adını duyduğumuz bu takımın bu kadar fanatik taraftarları olabiliyor?  1990 yılında dönemin İstanbul Belediye Başkanı Nurettin Sözen tarafından kurulan ve 2014 yılının Haziran ayına kadar İstanbul Büyükşehir Belediyespor bünyesinde faaliyet göstermesinin ardından, 4 Haziran 2014 tarihinde belediye bünyesinden ayrılıp faaliyetlerine futbol kulübü olarak devam etme kararı alarak ismini İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü olarak değiştiren futbol kulübü… 2014-2017 aradan 3 yıl geçmiş ve fanatik taraftarlar ortaya çıkıyor. Sizce de biraz ilginç değil mi?

O halde bir spor kulübü neden vardır sorusunu bir daha sorgulamak gerekmez mi?

Kardeşlik, dostluk ve huzur arayışı sadece 3 kelimeden ibaret olabilir mi?

Tasavvufa, İslamın kardeşilik dini olduğunu haykıran, bu kadar huzura meraklı numaraları çeken ve Başakşehir semtinden oturan insanları samimiyeti sorgulanmaz mı?

Kulüplerin, futbol federasyonunun kınamaktan daha fazla şey yapması, insanları kardeşilik için bilinçlendirmesi gerekmez mi? Çocukları maçta ağırlayınca olayın üstü örtülmüş olmaz mı? Bu, tam anlamıyla öpeyim de geçsin demek değil mi?

Yaşananlar merhum Erol Taş’ın gerçekten kötü bir adam zannedilip, bir Anadolu turnesinde sahnede yuhalanması ve taşlanması kadar cahilce bir fanatizmi ortaya koyuyor. Yazık, tüh, bizden adam olmaz edebiyatını bir kenara bırakıp, bu durumun tam tersine dönüştürülmesi için adım atılması kaçınılmaz. Aksi halde cezalar, maç izlemekten men, tribün kavgaları, bıçaklamalar ve sosyal medya küfürleşmeleri son bulmayacak.

Başakşehir sadece laboratuvarımızın konusu olmuşsa da köklü kulüp diye geçinen, Ege’nin incisi diye havalara giren taraftarların da aklını başına toplayıp, futbolun seyirlik bir oyun olduğunu kabul etmeleri ve kendi kulüplerini de eleştirmeleri gelişmenin, büyümenin anahtarı.

 

 

Ufuk Koç
Kurşun İşlemez Satışçı ve kalabalık bir yazar kadrosuyla kaleme alınan İtirazım Var kitaplarının kalem efendisi. Eğitimci, danışman ve yönetici koçu. Eyefitturkey göz egzersizleri programının tasarımcısı ve yöneticisi. Soytarı avcısı olarak ek iş yapıyor. Yazıyor, bağırıp çağırıyor, hayata dair ufak tüyolar veriyor; Duyabilene…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[blogger 1 items 2]