İYİLİĞİNİZ İÇİN

PARDON, ÇOCUĞUNUZ KAÇ ÇOCUK GEÇERSE DURURDUNUZ?

Kasım 20th, 2014 | by Ufuk Koç
PARDON, ÇOCUĞUNUZ KAÇ ÇOCUK GEÇERSE DURURDUNUZ?
Eğitim
0

Siz de dikkat ettiniz mi bugünün anne ve babaları kendi ebeveynlerine göre daha bir hassas. Hassas az bile kalır ama bu tabirle sınırlamak en iyisi…

Özellikle annelerin, babalara göre çocukların geleceği konusundaki hassasiyetleri kontrol edilemez bir düzeye ulaşmış durumda. Peki neden?

BAKIN BU ARAŞTIRMA İLGİNÇ

Birinci sebep çok basit aslında: Ev hanımı bir annenin kızım okusun isteği kızını okumuş bir yetişkin haline getirdi. İyi bir eğitim alan kızın ikinci adımı da iyi bir iş, iyi bir maaş ve iyi bir kariyer oldu elbette. İşkur, daha İş ve İşçi Bulma Kurumu iken yaptırdığı bir araştırmaya göre 18-26 yaş arasındaki kadınlarda motivasyon öncelikleri şöyle çıkmıştı: İŞİN TATMİNİ, İŞİN TAKDİRİ, PARA. Yaş 26-32 arasına geldiğinde ise İŞİN TAKDİRİ, İŞİN TATMİNİ VE PARA diyordu Türk çalışan kadını. Erkeklerse bu yaşlarda hep PARA demekle meşguldü. Sebep yine belli değil mi? Toplum ve gelenekler ‘eline ekmeğini almaya’ zorluyordu erkeği. Kadınınsa önceliği bu değildi.

 

Evlilik ve hamilelik devreye girince ‘kısa bir mola’ diyen kadınların çoğu geri dönmüyor iş hayatına. Erkeklerin dünyası olarak adlandırdıkları iş dünyasına dönmektense PROJE ÇOCUKLAR üzerinde çalışmayı uygun görüyorlar artık. Yarı-zamanlı ya da danışmanlık gibi biraz daha seyreltilmiş, ancak kazancı da fena olmayan işleri tercih eden kadınlar için en büyük proje elbette üretilmiş yeni mamul olan ÇOCUK oluyor. Tam bir başarı hikayesi…

 

Işıl bir firmada üst düzey yönetici. Kızını Voleybol, yüzme, piyano, satranç, matematik dersleri arasında harcamakla meşgul. Kontrol manyağı diye tarif ettiğimiz tiplerden olduğu için hafta sonu katıldığı eğitimin tüm molalarında kocasını taciz etmekle meşgul olarak geçirmiş bir arızalı. Aman saatler aksamasın, aman geç kalınmasın.

BANA GELECEKTE ÇOK DUA EDECEK… GERÇEKTEN Mİ?

Telefonu ona ben kapattırdım. Ona göre iş yerindeki gençler de hiç sorumluluk almıyorlar. Terapi tarzı bir destek için o anda ikna etmiş olsam da takip etmediğim için gidip, gitmediğine emin olamıyorum. Yok aslında eminim; gitmedi! konuşmamız sırasında “ben çok yapmak istedim, bari o yapsın” sözü ağzından kaçınca hafif mahcup oldu. 

Çoğu çalışan anne ve baba için çocukla kaliteli zaman geçirmenin yolu onu hafta sonları çeşitli sanatsal aktivitelere ya da bir AVM’nin içindeki eğlence alanlarından birine götürmek. Toplumun McDonald’slaştırılması kitabında George Ritzer bunu bir vicdan azabının bastırılması olarak tanımlıyor. Hafta içinin ilgisizliği, hafta sonu çocuğu bir etkinliğe katmakla bastırılıyor…. Gerçekten öyle mi?

GÖZ TEMASI KURMAMAK İÇİN SİNEMA, YEMEK, OYUN MERKEZİ, SANAT ATÖLYESİ, SPOR…

Çocukla kaliteli zaman geçirmek dedikleri şey onu alıp bir sanatsal aktiviteye fırlatıp atmak mı, yoksa oturup gözlerinin içine bakarak konuşabilmek, sohbet etmek mi?

Bahanelerimiz elbette hazır: “arkadaşlarını özlüyor”. Peki, sizleri özlüyor mudur? Bu geleceği içinse bugünü ve onun çocukluğunu ertelemiş olmuyor musunuz?

Bu yüzden hafta sonları elli iki farklı dalda spor, sanat, zihinsel gelişim aktivitesi yerine göz teması kurmayı, az ve öz şeyler yapmayı daha uygun bulsam abartmış mı olurum? Belki de PROJE ÇOCUK yaklaşımına sahip olanlar haklıdır, kim bilir?

ve soruyorum: Nereye yetişmeye çalışıyorsunuz? O kadar çok aktiviteyle zaten pek çok insanı geçtiniz. Artık bir yerde durmak gerekmez mi?

Şunu da bilin istedim: Siz bir yerde durmazsanız onlar bir daha hareket etmemek üzere duracak!

Proje çocuklar daha kırılgan, hassas oluyor. Yardım alamıyor, yardım etmiyorlar. Talimat verilmeden bir şeyin sorumluluğunu alamıyor, zaman ve programların efendisi olacaklarına kölesi oluyorlar. Proje çocuklar daha çok erken yaşlarda sürüyle aktiviteye temas etmiş oldukları için keşfetme hissini kaybeden, başarısız ama iyi eğitim almış, kariyeri ancak hayalinde görebilecek kişiler olarak zaten aramızda dolaşıyorlar. 

Ufuk Koç
Kurşun İşlemez Satışçı ve kalabalık bir yazar kadrosuyla kaleme alınan İtirazım Var kitaplarının kalem efendisi. Eğitimci, danışman ve yönetici koçu. Eyefitturkey göz egzersizleri programının tasarımcısı ve yöneticisi. Soytarı avcısı olarak ek iş yapıyor. Yazıyor, bağırıp çağırıyor, hayata dair ufak tüyolar veriyor; Duyabilene…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[blogger 1 items 2]