İYİLİĞİNİZ İÇİN

TALİMAT MAKİNESİ VE KURAMADIĞIMIZ TAKIM

Eylül 15th, 2017 | by Ufuk Koç
TALİMAT MAKİNESİ VE KURAMADIĞIMIZ TAKIM
Kariyer ve İş
0

hayat bir kararlar bütünü. Hangisinin doğru olduğu her zaman tartışmalı olan kararlar. Belirli bir evresinde ebeveynlerin kontrolünde giden karar verme süreci, zaman içinde kişinin kendi sorumluluğu halini alıyor. Henüz anneye bağımlı olduğu evrelerden başlayan ne zaman yemek yenileceği, ne zaman uyunacağı ya da banyo yapılacağı kararları zaman içinde şekil değiştirse de yine kişinin kendi kontrolünün dışında ilerliyor.

Sekiz yaşındaki bir çocuk için havanın soğukluğuna göre dışarıya çıkarken giyilecek kıyafetler bir yetişkinin kararları doğrultusunda seçiliyor. yemek yeme zamanı, ödev yapma zamanı, oyun zamanı, yatma zamanı, banyo zamanı dışında tabaktaki sebzelerin tümünün bitirilmesi dahi bir yetişkinin karar ve talimatları doğrultusunda ilerler.

Çocuklarsa bu tarz talimatları esnetme, sistemde gedikler açma denemelerini sürekli sürdürürler. Sonuçta karşımıza kuşaklar arası çatışmanın en yumuşak iteklemesi çıkar: “Haydi dedirtme bana bir daha”.

Bu çok tanıdık duruma talimat-hareket adını verelim. Sokaklarda, bazı dükkan ya da mağazalarda yardım amaçlı duran sakız makineleri gibi bir durum çıkıyor ortaya. Gönüllü jetonu atıyor, makine bir sakız veriyor. Az sonra bu sakızı talep eden çocuk sakızdan sıkılıyor ve sakız çöpe gidiyor. 5 dakikalık bir ağız eğlencesi için ödenen bir lira yetişkini kızdırıyor. Talimat-hareket etkisi çocuğu bir sakız makinesi haline getiriyor. Biraz açalım; çocuk bir talimat verilmeden kendi başına inisiyatif gerektiren hiçbir adımı atmıyor. Bir örneklersem daha iyi olacak; “tabağını kaldır, yüzünü yıka, dişlerini fırçaladın mı, ödevini şimdi yap, sonra oyununu oynarsın, ellerini yıka, suyunu iç, güneşe çıkma, üşürsen ellerini cebine sok, kıyıya paralel yüz”.

Burada talimat tetikleyici bir faktörken, hareket tetik çekildikten sonra ne olacağını belirleyen kritik etken. İyi, hoş da talimat neden geliyor. Çocuğun büyümesini izlemek, onun olgunlaşıp, kendi kararlarını vermesine izin vermemenin altında koruma gibi çok önemli bir güdü mü var? O kadar da değil. Bunun adına kontrol manyaklığı deniliyor. Direksiyonu elde bırakmayarak düzenin istenilen akışta gitmesini sağlıyor talimat. Sınırlar net, belirsizlik ve sürpriz yok.

Talimatların sınırları ne kadar dar olur, yapılacak eylem de net çizilirse alınacak sonuç da bir o kadar tatmin edici oluyor.

Hayatı boyunca talimat almaya alışmış birisini takım oyunculuğu için hazırlamak, onu inisiyatif alan bir birey haline getirmek çok ama çok zor. Yatağından kalktığında yatağını sadece talimat verildiğinde toplamayı akıl eden, sofradan kalktığında kirlettiği tabağının bile sorumluluğunu almayan insanlardan iş hayatında veya spor dünyasında sorumluluk almalarını beklemek saflık.

Evde talimatlar kadar yürütülecek eylemleri de yapan birileri varsa, değmeyin keyfine o kişinin. Zaten başka bir kişi eylemi gerçekleştirdiği için sorumluluk alma kası kullanılmaz, kullanılmadıkça kas erimesi yaşanır.Normal kas erimelerinde fizyoterapistlerin insanlar üzerinde yaptığı can acıtıcı ama iyileştirici tedavi süreci zaman alır. İyi ama bu tarz bir kas erimesinde ne halt edeceğiz?

Başkalarının sorumluluk alması sebebiyle sorumluluk kası çalışmayan kişinin de sorumluluk almaya başlama süreci acı verici ve sıkıntılıdır. Bir okuldaki ödev ya da proje grubundan, evlilikteki sorumluluklara kadar pek çok alan bu durumdan olumsuz şekilde etkilenir. Bugüne kadar hiçbir sorumluluk üstlenmemiş bir kişi artık tek başına karar vermesine sebep olacak olaylarla yüz yüzedir.

Genellikle böyle durumlarda danışıp, fikir alacak daha tecrübeli ve sırdaş kişiler ararız. Danışılacak kişilerin aile büyüklerinden olması büyük sorunlardan biri olabilir. Birincisi bu hareket onların kapıdan bir adım daha girmelerine sebep olabilir, ikincisi; yeterince sırdaş olamayabilirler.

Pek çok ilişkinin belki bitme sebeplerinin başında sayılabilecek takım oyunculuğu, yani sorumluluk alma konusundaki isteksizlik talimat-eylem yatırımının doğal bir sonucu olabilir mi? Galiba evet!

Seyredenler bilir, Leyla ile Mecnun dizinde Mecnun, sorumluluk alma konusunda berbat bir durumda olduğu ve sürekli çevresindeki yanlış kişilere danıştığı için ayazda kalan ve Leyla’sına bir türlü kavuşamayan zor durumdaki bir aşıktı. Babası İskender ise Mecnun sorumluluk almayınca evin tüm sorumluluklarını üstlenerek gün geçtikçe kaynana kılıklı bir baba oluyordu. 

Çalışan ve evde yemek yapmaya zaman ayıramayan kadının anne veya kayın valideden kavanozlar dolusu yemek desteği alışı, işin eve taşınması, birlikte keyifli şeylere zaman ayrılamaması, evin duvarlarının şeffaflaşması inisiyatif alma sorununu daha da güçlendiren etkenler olarak sayılabilir.

Takım oyunculuğu hayatın her evresinde olması gereken yetkinliklerden birisidir. Çünkü içinde inisiyatif alma, karar verme, ölçülebilir riskler alabilmek, karşılıklı açıklık, özgüven, saygı, tutarlılık gibi belirgin davranışsal göstergeler taşır.

Ufuk Koç
Kurşun İşlemez Satışçı ve kalabalık bir yazar kadrosuyla kaleme alınan İtirazım Var kitaplarının kalem efendisi. Eğitimci, danışman ve yönetici koçu. Eyefitturkey göz egzersizleri programının tasarımcısı ve yöneticisi. Soytarı avcısı olarak ek iş yapıyor. Yazıyor, bağırıp çağırıyor, hayata dair ufak tüyolar veriyor; Duyabilene…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[blogger 1 items 2]